Ormanın hikaye rafından
Bir Ay Kavunu Nasıl Acele Ettirilir?


Büyükbaba Barnaby, Ori'ye tek bir iş verdi.
İş şuydu: beklemek.
Beklemek de meğer Kittelfdora'nın en zor işiymiş.
"Bu bir ay kavunu," dedi Barnaby.
"Ay kavunu acele ettirilmez. Kendi bildiği zamanda büyür. Çekiştirmek yok. Dürtmek yok. Sadece bekle."
Sonra çok yumuşak bir sesle fısıldadı: "İyi geceler, küçük ay. Yavaş büyü."

(Aramızda kalsın ama: Ori ömründe hiçbir şeyi beklememiştir. İnan bana, gördüm. Ne isterse hemen ister. Hem de iki tane.)
"Ben yaparım!" dedi Ori.
Sonra biraz düşündü.
"Onu daha HIZLI büyütürüm!"
Ama beklemek bu değildi işte. Tam tersiydi.
Ori bunu daha anlamamıştı.

Önce Ori kavuna yüksek sesle bir şarkı söyledi. Acele et şarkısı.
"BÜYÜ, küçük kavun, BÜYÜ!"
İnce sesle söyledi.
Kalın sesle söyledi.
Kavunun sol kulağına da söyledi. Ama kavunların kulağı yoktur ki.

Kavun, kavunların hep yaptığı şeyi yaptı.
Hiçbir şey.
"Hâlâ olgunlaşmadın mı?" dedi Ori.
Bir salyangoz izledi.
O da hiçbir şey demedi.

Bu sefer Ori farklı bir şey denedi.
Eğilip fısıldadı: "Psstt, hemen büyü. Kimseye söylemem."
Sonra sapını çekiştirdi.
Kavun kılını bile kıpırdatmadı.
Ay kavununun olgunlaşmasını hızlandırmak mümkün değil ki... Hiçbir şey işe yaramayacaktı... Ama Ori bunu henüz anlamamıştı.
Ori bu kez de farklı bir yol denedi.
Altı fener bulup güneşi taklit etti.

Sonra bir sulama kabı buldu ve yağmur yağdırdı...
Şapır, şapır, şapır...
Ama çoğu Ori'nin üstüne geldi...
Kendi kendini ıslatan Ori, kavunun başında sırılsıklam öylece kaldı...
Kavun ise bir su birikintisinin içinde, olduğu gibi oturmaya devam etti.

Köydeki bütün hayvanları çağırdı. Tavşanları, böcekleri, uykudan yeni uyanmış kuşları...
"Bu kavun, tarihin EN YAVAŞ kavunu," dedi Ori, etrafına topladığı bütün hayvanlara.
Sonra hepsine talimat verdi: "Üç deyince hep birlikte BÜYÜ diye bağırıyoruz!"
"Büyü! Büyü! Büyü!"

Tavşanlar zıpladı.
Bir fener devrildi.
Ori küt diye su birikintisine oturdu.
Kavun ise serin ve yuvarlak, olduğu yerde durdu. Zerre kadar bile büyümemişti.

Şimdi en önemli kısım geliyor...
Ori denemekten yorulmuştu, aklına gelen her numarayı denemişti.
Sonunda kavunun yanına çöktü ve bu defa sadece oturdu. Yapabileceği başka bir şey kalmamıştı, sadece bekledi.
Çekiştirmedi, dürtmedi, söylenmedi.
Bunların yerine gökyüzünü seyretti.
Sonra "İyi geceler küçük ay," diye fısıldadı aya. Sonra kavuna döndü ve tıpkı Barnaby gibi "Yavaş büyü," dedi.

Ay gökyüzüne yavaş yavaş tırmandı, tepeye ulaştı.
Kavun da öyle... Yavaş yavaş olgunlaştı kendi içinde.
Ve o sessizlikte, kimse acele ettirmezken, ay kavunu parlamaya başladı.
Altın gibi, parıl parıl...
Ve hafif bir mırıltı çıkardı, olgunlaşmanın sesiydi bu... "Mmmm."
Sonunda olgunlaşmıştı...

"Oo," diye fısıldadı Ori.
"Meğer zor olan beklemek değilmiş. Acele etmekmiş."
Bütün gece onu hızlandırmaya çalışmıştı.
Sonunda sadece yanında bekledi.
Aslında yapması gereken tek şey de buymuş... sabırla beklemek...

Büyükbaba Barnaby parlayan kavunu dilimlere böldü ve herkese birer dilim verdi.
Bir tane Ori'ye, bir tane salyangoza ve birer tane de uykulu kuşlara.

Sonra yeni ay kavunları çıksın diye, kavunun çekirdeklerini toprağa dikkatlice ektiler.
Ori toprağı elleriyle düzeltip çekirdeklerin üstünü örttü ve tıpkı Barnaby gibi fısıldadı:
"İyi geceler, küçük ay kavunları... Büyümenizi sabırla bekleyeceğim."
O minik çekirdekler bütün yaz büyüyecek, ay kadar yavaş.
Sen bu gece ne bekliyorsun?
Düşünürken onlara yavaş bir iyi geceler mırıldan: mmmmm.
