Ormanın hikaye rafından
Bu Kurdele Laf Dinlemez


Bu gece fener gecesiydi.
Yılda bir gece, bütün köy fenerlerini birlikte asar.
Her dala, her köprüye, her pencereye.
Miri'nin işi yıldız haritasıydı. Hepsinin en büyüğü.
Harita, hava kararmadan yukarı çıkmalıydı.

Miri'nin iki eli vardı, bir de upuzun gümüş bir kurdele.
"Ben kendim yaparım," dedi Miri.
Kurdele çoktan elinden kayıyordu.
Miri yere oturdu ve bir plan yaptı.

Miri'nin planı üç adımdı. Planını iki kez okudu.
Bir: kurdeleyi bağla.
İki: merdivene çık.
Üç: haritayı as, hem de dümdüz.
(Aramızda kalsın: bu plan hoşuma gitti. Sen birinci adıma dikkat et.)

Aşağıda, köprüde Ori'nin de bir işi vardı.
Köydeki bütün fener kavanozları parlatılacaktı.
Ori kavanozlarını siliyor, birer birer yan yana diziyordu.
Bir yandan da mırıldanıyordu.

Yıldız haritası asmak için kurdelenin iki ucu da bağlanır.
Bir ucu haritaya, öbür ucu dala.
Miri kurdeleyi eline aldı ve ilk ucunu buldu.
Fişt.

Miri kurdelenin bir ucunu haritaya bağladı.
Öbür ucunu dala bağladı.
Sonra bir de kendi bileğine bağladı.
Bu sonuncusu planda yoktu.
Fişt.

Miri kurdeleyi çekti. Harita bir parmak yükseldi.
Sonra bileği de yukarı gitti ve harita geri indi.
"Ben kendim yaparım," dedi Miri. "Ben kendim yapabilirim."
Minik bir böcek izlemeye geldi.
Miri bileğine hiç bakmadı.

Miri bir daha denedi, bu sefer daha hızlı.
Hızlı çekince havada daha çok kurdele uçuştu.
Kurdele önce bir kolunun etrafına dolandı.
Sonra öbür kolunun. Sonra da yumuşacık bir kulağının.
Fişt. Fişt.

Çabuk, Miri'ye bak! Kurdele dolana dolana onu hediye paketi gibi sarmış.
Evet. Sorun işte bu.
Ori kucak dolusu kavanozla tam yanından geçti.
"Çok güzel olmuş!" diye seslendi. Miri'ye dönüp bakmadı bile.
Miri kurdelenin içinden yavaşça, "Ben kendim yaparım," dedi.

Sonra rüzgar geldi.
Harita bir yelken gibi şişti, kurdeleyi de peşinden sürükledi.
Kurdele meşenin etrafına dolanmaya başladı. Miri'nin etrafına da.
Miri parmak uçlarında yükseldi.
FİŞT. FİŞT. FOOOŞ.

Rüzgar dinince meşe ağacına şunlar bağlanmıştı:
bir harita, bir merdiven, bir böcek, bir de Miri.
Miri kulaklarından çizmelerine kadar sarılıp sarmalanmıştı.
Böceğin hiç umurunda değildi. Manzara harikaydı.
"Bu ağaç bunu bile bile yapıyor," dedi Miri.

Şimdi sessiz kısım geliyor.
Miri çekiştirmeyi bıraktı.
Kulakları yana düştü. Kendi ayaklarına baktı.
Gökyüzü pembeleşmişti. Harita yine yerdeydi.

Bir adım ötede Ori son kavanozunu asıyordu.
Bir yandan mırıldanıyordu.
Kulaklarından biri Miri'ye dönüktü.

Miri ağzını açtı. Sonra kapattı.
Sonra bir daha açtı.
"Ori?" dedi. Küçücük bir sesle. "Yardım eder misin?"
(İstersen sen de onunla birlikte fısılda. En kısık sesinle. Yardım eder misin?)

Ori bir zıplayışta yanındaydı.
"Duydum," dedi Ori. "Benim kulaklarım çok iyidir."
Ne olduğunu sormadı. Miri'ye de gülmedi.
Kurdelenin boştaki ucunu eline aldı.
"İki uç var!" dedi Ori. "Bir sana, bir bana."

Miri bir ucundan tuttu, Ori öbür ucundan.
Kurdele ilk kez dümdüz uzandı. Fişt, dedi usulca.
Yıldız haritası yukarı çıktı. Yukarı, yukarı, hem de dümdüz.
"Bütün akşam tek başıma uğraştım," dedi Miri. "Sen bir zıplayışta geldin."
"Sen yardım istedin diye geldim," dedi Ori. "İşte bu kadar."

Hava karardığında köydeki bütün fenerler yerini almıştı.
Yıldız haritası köprünün üstünde asılıydı, kurdele onu tutuyordu.
Bir köşesi eğriydi. Böcek oradan hiç inmemişti.
Sonra Ori ilk kavanozu yaktı ve bütün köy birden ışıldadı.

En son düğüm için iki el gerekiyordu, her uçta bir el.
İki el vardı: biri Miri'nin, biri Ori'nin.
"Miri?" dedi Ori. "Kurdeleler rüya görür mü?"
"Görür bence," dedi Miri. "Uzun, dümdüz rüyalar."
"Bir ucunda sen olursun, bir ucunda ben."
Bugün bir şeyi tek başına yapmaya çalıştın mı? Nasıl gitti?
Evinde bir ip bul. Ayakkabı bağcığı da olur, kurdele de.
Bir ucundan sen tut, öbür ucunu birine uzat. Sonra ikiniz birden çekin.
