Cadılar Bayramı için bir uyku masalı

Odamıza Kocaman Bir Kedi Taşındı

Snowy yatağın altından çıkmıyor. Bu kocaman kediye bir diyeceği var.

Lambanın sıcak ışığında Theo'nun odası. Beyaz, pofuduk kedi kostümü tahta bir sandalyenin üstüne serilmiş. İki yumuşak kedi kulağı olan kapüşonu sandalyenin arkasından sarkıyor, upuzun pofuduk kuyruğu kıvrıla kıvrıla yere iniyor. Sandalyenin üstünde de kocaman mavi gözlü, hafifçe gülümseyen boyalı bir kedi maskesi duruyor. Yerde mavi-beyaz çizgili bir çift çorap var, köşede gülümseyen küçük bir bal kabağı feneri yumuşacık yanıyor. Boynunda grimsi mavi atkısıyla küçük beyaz kedi Snowy de halıda oturmuş, başını kaldırmış, kostüme bakıyor.
Theo odasında, yuvarlak halının ortasında ayakta duruyor. Üzerinde beyaz, pofuduk bir kedi kostümü var: iki yumuşak kedi kulağı olan bir kapüşon, upuzun pofuduk bir kuyruk ve kocaman mavi gözlü, gülümseyen boyalı bir kedi maskesi. Ayaklarında mavi-beyaz çizgili çorapları var.

Cadılar Bayramı partisinden önceki gece, Theo'nun odasına kocaman bir kedi taşındı.

Bembeyazdı, pofuduktu, kulakları yumuşacıktı.

Upuzun kuyruğu bir o yana bir bu yana sallanıyordu.

Üstelik Theo'nun çizgili çoraplarını giymişti.

(Aramızda kalsın: o kedi Theo'ydu.)

Gündüz vakti, mutfakta. Theo elinde bir fırçayla masada oturuyor. Önündeki gazetelerin üstünde, küçük boya kavanozlarının arasında bitmiş maske duruyor: kocaman mavi gözlü, pembe burunlu, bıyıklı, gülümseyen beyaz bir kedi yüzü. Bej ceketli annesi kendi yaptığı pofuduk beyaz kuyruğu iki eliyle tutmuş, Theo'ya gösteriyor. Masanın ucunda da gülümseyen bir bal kabağı var.

Öğleden sonra Theo, okuldaki Cadılar Bayramı partisi için annesiyle kedi kostümü yapmıştı.

Kedisi Snowy'ye tıpatıp benzemek istiyordu.

Sonra maskeyi boyadı, hem de tek başına.

İki kocaman göz yaptı, yuvarlak yuvarlak, Snowy'ninkiler gibi masmavi.

Annesi de her gözün ortasına minicik bir delik açtı, Theo önünü görebilsin diye.

Gece, Theo'nun odası. Mavi pijamalı Theo yatağında yatıyor, başı yastıkta. Snowy de yatağın ayak ucunda, yorganın üstüne oturmuş. İkisi de uykulu uykulu, yavaşça gözlerini kırpıyor.

Her gece Snowy, Theo'nun yatağının ayak ucunda, pencerenin dibinde uyur.

Uyumadan önce de ikisi her gece küçük bir şey yapar.

Theo, Snowy'ye bakıp gözlerini yavaşça üç kere kırpar.

Snowy de ona gözlerini kırpar.

Kedi kostümlü, maskeli Theo yatağa, yastığının yanına oturmuş, kollarını iki yana açmış. Yatağın öbür ucundan Snowy aşağı iniyor, hiç oralı değil.

Bu gece Theo, kostümünü Snowy'ye göstermek istiyordu.

Yatağa, her zamanki yerine oturdu.

"Snowy, bak!" dedi Theo. "İkimiz aynıyız!"

Snowy kocaman kediye uzun uzun baktı.

Sonra yatağın altına girdi. Miyavlamadı bile.

Kedi kostümlü Theo sırtı bize dönük, yatağın yanında diz çökmüş. Bir ipe bağlı küçük gri oyuncak fareyi yatağın altındaki boşluğun önünde kıpır kıpır oynatıyor. Yatağın altından Snowy'nin yalnızca kuyruğunun ucu görünüyor, yumuşacık ışıldıyor.

Theo onu adıyla çağırdı. Snowy yatağın altından çıkmadı.

Oyuncak faresini kıpır kıpır oynattı. Snowy yatağın altından çıkmadı.

Theo'nun kuyruğu yere sarktı. Kostüm kuyruğuydu ama o da üzülmüştü.

"Theo, on dakika sonra ışıklar kapanıyor!" diye seslendi annesi aşağıdan.

Snowy bugüne kadar bir gece bile Theo'dan ayrı uyumamıştı.

Halının üstünde, yumuşacık altın sarısı ışıktan uzun, oval bir kapı açılmış. Miri ve Ori kapının yanında duruyor, az önce içinden çıkmışlar. Kedi kostümlü, maskeli Theo, Glowtone'unu iki eliyle tutuyor: yumuşacık ışıldayan yuvarlak bir taş. Oyuncak fare yatağın yanında, yerde duruyor.

Theo'nun yardıma ihtiyacı vardı. Glowtone'unu buldu ve avucunda sıkı sıkı tuttu.

Taş ışıldadı ve ta uzaklarda, Kittelfdora'da da aynı ışık yandı.

Halının üstünde, yumuşacık altın sarısı bir ışıktan uzun bir kapı açıldı.

İçinden iki arkadaşı çıktı: Miri ve Ori.

"Theo?" dedi Ori. "Tıpatıp kediye benzemişsin! Hem de kocaman bir kediye!"

Miri bir kenarda durmuş, yatağın ayak ucuna bakıyor: Snowy'nin yeri boş. Kedi kostümlü Theo eliyle yatağın altını gösteriyor. Ori de hemen halıya eğilmiş, elleri ve dizleri yerde, bakmaya hazır. Oyuncak fare halının üstünde duruyor.

Miri yatağın ayak ucuna baktı. Snowy'nin yeri boştu.

"Snowy nerede?" dedi Miri.

"Yatağın altında," dedi Theo, maskenin içinden. "Bir türlü çıkmıyor."

Miri ve Ori her hayvanla konuşabilir, çünkü ikisi de birer Elfcat.

"Ben sorarım!" dedi Ori.

Ori halıya yüzüstü uzanmış, başı yatağın altındaki boşluğun hemen önünde. Yatağın altında, kendi kuyruğunun yumuşacık ışığında Snowy oturuyor, kulakları dik. Biraz ürkek, biraz da somurtkan görünüyor.

Hemen halıya yüzüstü uzandı Ori. Bir kulağı tam yatağın altındaki boşluğun önündeydi.

"Snowy?" dedi. "Neyin var?"

Yatağın altında Snowy'nin kuyruğu küçük bir gece lambası gibi ışıldıyordu.

Snowy homurdanarak uzun uzun miyavladı.

"Odamıza kocaman bir kedi taşındı diyor," dedi Ori, hiç gülmeden. "Biraz korkmuş galiba."

Kedi kostümlü, maskeli Theo başını eğmiş, mavi-beyaz çizgili çoraplarına bakıyor. Ori yanında halıya yüzüstü uzanmış, gözlerini kaldırmış, Theo'yu izliyor. Oyuncak fare yatağın yanında, yerde duruyor.

Snowy bir kez daha homurdandı.

"Bu kedi Theo'nun çoraplarını giymiş diyor," dedi Ori.

Theo ayaklarına baktı. Gerçekten de Theo'nun çoraplarıydı.

"Bir de Theo'nun yerine oturmuş," dedi Ori. "Theo nereye gitti, onu merak ediyor."

Kedi kostümlü Theo yatağın hemen dibine diz çökmüş, maskeli yüzü yatağın altındaki boşluğa dönük. Ori de yanında yüzüstü uzanmış, ciddi ciddi Theo'ya bakıyor. Yatağın kenarının hemen altında, kuyruğunun ışığında Snowy oturuyor. Hiç inanmış görünmüyor.

Theo yatağın hemen dibine diz çöktü.

"Snowy, benim," dedi. "Benim, Theo."

Yatağın altından Snowy kısacık bir kere miyavladı.

"Kocaman kedi Theo'nun sesini taklit etti diyor," dedi Ori.

"Buna bir saniye bile inanmıyor."

Theo emekleyip yatağın altına girmiş. Başı da omuzları da görünmüyor; dışarıda yalnızca poposu, bacakları ve çizgili çorapları kalmış. Kostümünün kocaman pofuduk kuyruğu da dimdik havaya kalkmış. Ori şaşkınlıkla ellerini yanaklarına koymuş, Miri de yardım etmek için eğiliyor. Oyuncak fare halının üstünde.

Bunun üzerine Theo da onun peşinden yatağın altına daldı.

Başı yatağın altına girdi. Omuzları yatağın altına girdi.

Ama kocaman pofuduk kuyruğu girmedi.

Theo sıkışıp kalmıştı, hem de kendi kuyruğu yüzünden. Canı yanmamıştı, sadece sıkışmıştı.

(Aramızda kalsın: o kuyruk oraya zaten hiç sığmazdı.)

Theo yatağın altından yeni çıkmış, halıda oturuyor. Maskesi biraz yana kaymış, kostümünün kuyruğu da arkasında yere serilmiş. Ori yatağın altındaki boşluğun önünde yüzüstü yatıyor. Miri de yanlarında oturmuş, dönüp Ori'yle konuşuyor. Oyuncak fare halının üstünde.

Miri bir ayağından tuttu, Ori de öbüründen. Usul usul çektiler.

Önce Theo'nun omuzları çıktı, sonra başı. Maskesi biraz yana kaymıştı.

Miri halıya oturdu, hiç kıpırdamadı.

"Ori," dedi, "ona neden çıkmadığını sorar mısın?"

Theo halıda oturmuş, ellerini dizlerine koymuş. Maske hâlâ gülümsüyor ama Theo'nun omuzları düşmüş. Miri yanında diz çökmüş, ona sevgiyle bakıyor. Arkalarında Ori yatağın önüne uzanmış, eli kulağında, dinliyor. Snowy de yatağın altında oturuyor, kuyruğu yumuşacık ışıldıyor. Oyuncak fare de halıda.

Snowy uzun uzun homurdandı. Sonra bir daha, bu sefer daha da uzun.

"Bu kedi dik dik bakıyor, bir kere bile gözlerini kırpmadı diyor," dedi Ori.

"Bu da çok ayıp diyor."

Theo birden sustu.

Kocaman kedinin içinde üzgün üzgün oturdu.

Theo'nun kendi yüzü, yakından: biraz pembe, biraz da buruşuk. Kostümün kapüşonu hâlâ başında. Maskeyi çıkarmış, ters tutuyor; yalnızca maskenin düz karton arkası ve iki göz deliği görünüyor. Arkada Miri ve Ori sessizce onu izliyor.

Theo, bütün öğleden sonra özene bezene boyadığı o kocaman mavi gözlere dokundu.

Snowy onun kendi gözlerini göremiyordu. Boyayla yapılan gözler de kapanıp açılamaz ki.

(Theo ile Snowy her gece ne yapar, hatırlıyor musun?)

Theo hatırladı. Yavaşça maskesini çıkardı.

Altından yine kendi yüzü çıktı: biraz pembe, biraz da buruşuk.

Theo halıya yüzüstü uzanmış, çizgili çorapları en önde. Başı yatağın altındaki boşluğun önünde, boşluk yumuşacık ışıyor. Biraz ötede Ori de yüzüstü yatıyor, başı boşluğa dönük, eli halıda. Miri de arkalarında kıpırdamadan oturuyor. Maske halının üstünde yüzükoyun duruyor, oyuncak fare de yakında, yerde.

Yatağın altında Snowy şaşkın şaşkın minicik bir ses çıkardı.

"Emin değil," diye fısıldadı Ori.

Theo tek kelime etmedi.

Halıya yüzüstü uzandı, çenesini yere koydu, burnunu da yatağın altına uzattı.

Çok yakından, Theo'nun kendi yüzü. Başını halıya koymuş, yatağın altındaki boşluğun hemen önünde yatıyor ve yavaşça gözlerini kırpıyor. Boşluğun içinden Snowy, kendi kuyruğunun yumuşacık ışığında ona bakıyor.

Sonra Theo içeriye, Snowy'ye baktı ve gözlerini kırptı.

Yavaşça. Bir kere. İki kere. Üç kere.

Tıpkı her gece olduğu gibi.

Snowy yatağın altından çıkmış, burnunu Theo'nun burnuna değdiriyor. Gözleri yarı kapalı, kuyruğu arkasında usul usul ışıldıyor. Halıda yüzüstü yatan Theo da gözlerini kapamış, gülümsüyor.

Yatağın altında da iki kocaman mavi göz yavaşça kapandı, sonra yeniden açıldı.

Bir kere. İki kere. Üç kere.

Sonra Snowy yatağın altından çıktı.

Ta Theo'nun yanına kadar geldi, burnunu onun burnuna değdirdi.

Yukarıdan bakıyoruz: kedi kostümlü Theo yuvarlak halının üstünde sırtüstü yatıyor, gözleri kapalı, gülüyor. Snowy de karnının üstünde kıvrılmış, keyifle mırlıyor. Bir yanlarında Ori uzanmış, gülümseyerek Snowy'ye bakıyor. Öbür yanlarında da Miri yatıyor, o da gülümsüyor. Oyuncak fare halının kenarında duruyor.

Snowy çorapları uzun uzun kokladı.

Theo sırtüstü dönünce Snowy kocaman kedinin karnına tırmandı.

Kendi etrafında üç tur attı, kıvrılıp yattı ve mırlamaya başladı.

"Kocaman kedi kalabilir diyor," dedi Ori.

"Yeter ki içinde Theo olsun."

Halının üstünde, altın sarısı ışıktan kapı yeniden açılmış. Miri kapıdan içeri adım atmış, el sallıyor. Ori de kapının kenarında durmuş, o da el sallıyor. Kedi kostümlü Theo maskesiz, halıda oturuyor; kucağında Snowy uyuyor, kuyruğu yumuşacık ışıldıyor. Theo da pofuduk koluyla onlara el sallıyor. Oyuncak fare yatağın yanında, yerde duruyor.

"İki dakika sonra ışıklar kapanıyor!" diye seslendi annesi.

"Biz artık gidelim de sen uyu," diye fısıldadı Miri.

Gitmeden önce Ori kocaman pofuduk kuyruğu son bir kez okşadı.

"İyi geceler, Snowy. İyi geceler, Theo," dedi Ori. "Sana da iyi geceler, kuyruk."

Halının üstünde altın sarısı kapı yeniden açıldı, içinden geçip evlerine döndüler.

Işıklar kapalı, odayı ay ışığı aydınlatıyor. Pijamalı Theo yatağında, yorganın altında yatıyor. Snowy de yorganın üstüne yerleşmiş. İkisi de uykulu uykulu, yavaşça gözlerini kırpıyor. Tahta sandalyenin üstünde kostüm katlanmış duruyor, maske de yüzükoyun üstünde.

Theo kostümünü katlayıp sandalyenin üstüne koydu.

Maskeyi de yüzükoyun üstüne yatırdı, gözlerini biraz dinlendirsin diye.

Sonra ışığı kapattı, Snowy'ye bakıp gözlerini yavaşça üç kere kırptı.

Snowy de ona gözlerini kırptı.

İkisi de uykuya daldı, Theo kendi yerinde, Snowy de kendi yerinde.

Kostüm şimdi sandalyenin üstünde, katlanmış duruyor. Maske de yüzükoyun yatıyor, Cadılar Bayramı partisi için gözlerini dinlendiriyor.

Kocaman bir kedi kostümü giysen, oyuncak ayıcığın seni yine de tanır mıydı?

Sen de Theo ile Snowy gibi gözlerini yavaşça üç kere kırpabilir misin? Bir kere. İki kere. Üç kere.

Büyükler için

Cadılar Bayramı kostümleri evde birlikte yaşadığımız hayvanları şaşırtabilir, bazen de evin en küçüklerini. Maskeler çocuğunuzu tedirgin ediyorsa ona bir maskenin her an çıkarılabileceğini gösterebilirsiniz, tıpkı Theo'nunki gibi. Snowy'yi yatağın altından çıkaran ise Theo'yla her gece yaptıkları küçük bir şey.

2020'de Scientific Reports dergisinde yayımlanan küçük bir çalışmada (İngilizce) her deneyde 18 kedi vardı. Sahipleri onlara bakıp gözlerini yavaşça kırptığında kediler de gözlerini kısarak daha sık karşılık verdi. Önce gözlerini yavaşça kırpan bir yabancıya yaklaşmaya da daha yatkındılar. Araştırmacılara göre yavaş göz kırpma, kedilerle insanlar arasında dostça bir işaret olabilir.

Korkup saklanan bir kedi rahat bırakılmak ister: saklandığı yere dokunmayın, elinizi uzatmayın, içeri girmeye de çalışmayın. Çocuğunuz yavaş göz kırpmayı denemek isterse birlikte deneyin: yalnızca kendi kedinizle, kedi rahatken, gündüz ve odanın öbür ucundan. Gözlerinizi yavaşça kırpın, sonra ona dik dik bakmak yerine bakışınızı başka yere çevirin. Kedi kalkıp giderse, cevabı budur.