Ormanın hikaye rafından

Son Bir Taş Daha

Ori hayatında hiç taş sektirmedi. Kazanacağına çoktan karar verdi.

Ormanın içinden akan Işıltı Nehri. Su o kadar berrak ki dipteki rengarenk çakıllar görünüyor, yüzeyde halka halka izler var. Önde, yosunlu bir kayanın üstüne yassı taşlar üst üste dizilmiş, yanlarında kordonlu küçük bir düdük duruyor. Karşı kıyıda, kocaman bir ağacın dibinde üstü bomboş tahta bir tabela var.
Işıltı Nehri'nin kenarında güneşli bir gün. Solda, yosunlu kayanın üstünde sincap Hazel taşını yeni atmış; boynunda mavi fular, kuyruğunun ucu krem beyaz. Yassı taş suyun üstünde seke seke gidiyor, arkasında minik su sıçramaları ve halkalar bırakıyor. Karşı kıyıdaki iki kızıl sincap sevinçten ellerini havaya kaldırmış. Suyun dibindeki çakıllar rengarenk görünüyor.

Işıltı Nehri'nin sincapları yarış yapıyordu.

Koşu yarışı değil. Taş sektirme yarışı.

Yassı bir taş atıyorsun, taş suyun üstünde seke seke gidiyor.

Herkes sesli sesli sayıyor: bir, iki, üç.

En çok seken kazanıyor.

Ori nehrin kıyısındaki yosunlu taşın üstünde duruyor: elleri belinde, kocaman gülümsüyor. Mor lila saçları dağınık, kedi kulakları dik, turkuaz gözleri parlıyor; üstünde yapraklardan yeşil kıyafeti var, lila kuyruğu arkasında kıvrılmış. Karşıdaki yosunlu kayada üç sincap yassı taşlarını seçiyor; öndeki, mavi fularlı ve kuyruğunun ucu krem beyaz olan Hazel. Nehir aralarından akıp gidiyor.

Ori bu oyunu daha önce hiç oynamamıştı.

Ama kazanacağına çoktan karar vermişti.

"Bu yarışı ben kazanırım!" dedi Ori.

Sözler ağzından çıkıverdi. Hep öyle olur.

Nehir hiçbir şey demeden akıp gidiyordu.

Twillan Mosswhistle nehrin kıyısında duruyor. Yemyeşil kocaman bir sakalı, üstünde mantarlar biten yosunlu bir şapkası var; kemerinde bir düdük asılı. Bir eliyle tahta tabelayı havaya kaldırmış: tabelada BAŞLA yazıyor ve ok nehri değil, kocaman bir ağacı gösteriyor. Twillan öbür yumruğunu sevinçle havaya kaldırmış, ağzı kulaklarında.

Twillan Mosswhistle bu yarışın hakemiydi.

Yosunlu bir şapkası, bir düdüğü, bir de tahta tabelası vardı.

Tabelada BAŞLA yazıyordu.

Ama tabela nehri değil, koca bir ağacı gösteriyordu.

"Harika," dedi Twillan.

Ori çakılların arasına çömelmiş. Yassı, gri, düğme kadar küçük bir taşı iki parmağının arasına almış, gözünün önüne kaldırıp inceliyor. Bir kaşı havada, kendinden emin gülümsüyor. Çevresinde ıslak ıslak parlayan taşlar var, arkada nehir pırıldıyor.

Ori kıyıdaki bütün taşlara tek tek baktı.

Sonunda yassı, gri, küçücük bir tane seçti.

Taşı gözünün önüne kaldırıp iyice inceledi.

"Bu taş hızlıdır," dedi Ori. "Bakınca belli oluyor."

Sonra avucunu kapattı. Kimse alamasın diye.

Twillan sağdaki kayanın üstünde, gözlerini kapatmış, düdüğünü öttürüyor. Ori yanındaki kayada taşını atmış, kolu hâlâ havada, ağzı şaşkınlıktan açık kalmış. Suyun üstünde bir taş seke seke gidiyor; ortadaki başka bir taş ise hiç sekmeden suya girmiş, tek bir halka bırakmış. Solda kayanın üstünde iki sincap izliyor; öndeki, mavi fularlı ve kuyruğunun ucu krem beyaz olan Hazel.

Twillan düdüğünü çaldı. Birinci yarış.

İlk atışı sincap Hazel yaptı. Tıp, tıp, tıp, tıp, tıp.

Herkes saydı: beş. Öbür sincabın taşı dört kere sekti.

Sonra Ori hızlı gri taşını var gücüyle fırlattı.

Cup.

Resmin yarısı suyun üstünü, yarısı altını gösteriyor. Suyun altında gri yassı taş, arkasında minik hava kabarcıkları bırakarak dipteki çakıllara doğru dosdoğru iniyor. Yukarıda Ori sığ suyun içinde duruyor; elini çenesine götürmüş, gözleri kocaman, taşın indiği yere bakıyor. Arkada yosunlu ağaç gövdeleri ve eğrelti otları var.

Taş bir kere bile sekmedi.

Dosdoğru aşağı indi. Acelesi vardı.

Ori taşı ta dibe inene kadar izledi.

"O deneme atışıydı," dedi Ori.

Deneme atışı diye bir şey yoktu.

Ori çakılların üstüne neredeyse boylu boyunca uzanmış. Kolunu geriye götürmüş, elinde gri bir taş var. Bir gözünü kısmış, dilinin ucunu çıkarmış, iyice odaklanmış. Burnu suya değiyor ve değdiği yerde küçücük halkalar oluşuyor.

İkinci yarış. Ori'nin yeni bir planı vardı: ALÇAKTAN.

Taşların üstüne uzandı. Burnunun ucu suya değdi.

"İşin sırrı alçaktan atmak," dedi. Ortalıkta kimse yoktu.

Cup.

Bir daha denedi, bu sefer daha da alçaktan. Cup.

Ori kıyıda dimdik duruyor: bir eli belinde, işaret parmağını havaya kaldırmış, kulakları dikilmiş, kendinden emin gülümsüyor. Önündeki sığ suda iki yassı taş dibe oturmuş, çevrelerinde halkalar var. Uzakta bir başka taşın zikzak çizerek seke seke gittiği görülüyor. Sağdaki yosunlu kayada, mavi fularlı ve kuyruğunun ucu krem beyaz olan Hazel ile küçük bir sincap oturuyor.

Ori iki taş attı. İkisi de hiç sekmedi.

Sincapların taşları on bir kere sekti. Herkes saydı.

Ori parmağını havaya kaldırdı.

"Tamam," dedi. "Artık NE YAPMAYACAĞIMI biliyorum."

Hazel kayasının üstünden onu izliyordu. Hazel her şeyi görürdü.

Ori var gücüyle suya doğru koşuyor; ağzı kocaman açılmış, taşı atmış, kolu arkada kalmış. Çizmesi suya çarpmış, her yana damlalar sıçrıyor. Attığı yassı taş sağ üstte havada uçuyor. Karşıdaki kayada üç kızıl sincap şaşkın şaşkın bakıyor.

Üçüncü yarış. Sonuncu yarış.

Hızlı taşa hızlı bir kol lazım, diye düşündü Ori. Hızlı kola da hızlı bacaklar.

Ori nehre doğru koştu.

Koştu, attı ve durmayı unuttu.

Kocaman bir su patlaması. Ori nehrin içinde ayakta; başını arkaya atmış, gözleri kapalı, kahkahalarla gülüyor. İki yanından sular yelpaze gibi havaya fışkırmış, damlalar her yere saçılmış. Çevredeki taşların üstündeki sincaplar da gülüyor, biri gülmekten sırtüstü devrilmiş.

CUMBURLOP.

Bu sefer suya düşen taş değildi. Ori'ydi.

Su buz gibiydi.

Ori nehrin ortasında sırılsıklam ayakta, başını arkaya atmış kahkaha atıyor, saçından sular damlıyor. Gri taş tam kafasının üstünde, konmak üzere. Solda mavi fularlı, kuyruğunun ucu krem beyaz olan Hazel gülüyor; ortadaki sincap gülmekten kayadan yuvarlanıyor, sağdaki de gülüyor. Kıyıdaki taşın üstünde Twillan yine düdüğünü öttürüyor.

Derken taşı gökten geri geldi.

Ori'nin kafasına kondu. Tak.

Ori güldü. Sincaplar güldü.

Bir tanesi gülmekten kayadan yuvarlandı.

Twillan düdüğünü çaldı. Üçüncü yarış bitmişti.

Ori nehrin ortasında sırılsıklam duruyor. Kulakları düşmüş, omuzları çökmüş, gözleri aşağıda; ıslak kuyruğu suyun üstünde kalmış. Solda kayaların üstünde iki sincap sessizce ona bakıyor; öndeki, mavi fularlı ve kuyruğunun ucu krem beyaz olan Hazel. Su ışıl ışıl, dipteki çakıllar rengarenk.

Sonra gülüşmeler bitti.

Ori soğuk suyun içinde durup saymaya başladı.

Birinci yarış. İkinci yarış. Üçüncü yarış. Hiçbirini kazanamamıştı.

Bunu kimse ona söylemedi. Ori kendi fark etti.

Kulakları düşüverdi.

Ori çok yakından görünüyor. Sığ suyun içinde duruyor, saçından ve kulaklarından sular damlıyor. Kulakları iki yana düşmüş, ağzının kenarları aşağı inmiş. İki avucunu açmış, kendi avuçlarına bakıyor; ikisi de bomboş.

Ori iki avucunu açıp baktı.

İki avuç. İkisi de bomboş.

Cepleri de boştu. Ori iki kere baktı.

Attığı bütün taşlar suyun dibinde kalmıştı.

Artık oynamak istemiyordu.

Hazel suya girmiş, arka ayaklarının üstünde dikilmiş; boynunda mavi fular, kabarık kuyruğunun ucu krem beyaz. Minik patisiyle yassı gri bir taş uzatıyor. Ori suyun içinde eğilmiş, avucunu açmış, gözleri kocaman Hazel'e bakıyor. Arkada iki kızıl sincap taşların üstünden izliyor.

Hazel bunların hepsini kayasından görmüştü. Hazel her şeyi görürdü.

Kayadan indi, suya girdi. Ta Ori'nin yanına kadar geldi.

Ori'nin boş avucuna yassı, gri bir taş koydu.

O taş Hazel'in en iyi taşıydı. Kendi atışı için saklıyordu.

Sonra atış çizgisine geri gitti. Orada durup Ori'yi bekledi.

Ori sığ suyun içine oturmuş; başını arkaya atmış, gözleri kapalı, kahkahalarla gülüyor, bir elinde yassı gri taşı var. Yanında sular havaya sıçramış. Solunda, mavi fularlı ve kuyruğunun ucu krem beyaz olan Hazel de suya oturmuş gülüyor. Yanlarındaki iki sincap da gülüyor.

Ori de atış çizgisine doğru yürüdü. Suda olduğunu unutmuştu.

Çizmesi yuvarlak bir taşa çarptı. O taş hiç haber vermeden kaydı.

Ori suya oturdu. ŞAP.

Ori gülüverdi.

Hazel üç yarışı da kazanmıştı. Hazel de gelip suya oturdu.

Ori'nin birleştirdiği iki avucu çok yakından görünüyor. Avuçlarında yassı gri bir taş, ondan biraz küçük yuvarlakça bir taş ve ucundan su damlayan yemyeşil bir tutam yosun var. Bileklerine yapraklar ve ince sarmaşıklar dolanmış. Arkada güneşte parlayan ıslak çakıllar var.

Ori düşerken öbür eliyle suyun dibinden tutmuştu.

Şimdi avucunu açtı, ne yakaladığına baktı.

Yuvarlak bir taş. Bir tutam yeşil yosun, ucundan su damlıyor.

Öbür elinde Hazel'in taşı duruyordu. Onu daha atmamıştı.

Üçünü birden cebine koydu. Cebi artık boş değildi.

Ori'nin yüzü çok yakından görünüyor. Omuzlarına kadar suyun içinde, sırılsıklam; saçından ve kulaklarından damlalar süzülüyor. Turkuaz gözleri kocaman açılmış, ağzı kulaklarında gülüyor. Omzuna yeşil bir tutam yosun yapışmış.

Ori suda oturuyordu. Cebi dolu, kulağının ucundan su damlıyordu.

"Bütün yarışları kaybettim," dedi yüksek sesle. Bir şey olacak mı diye.

Kulakları yukarıda kaldı.

"Bir daha oynayalım mı?" dedi hemen arkasından.

Twillan nehir kıyısında, kocaman ağacın dibinde duruyor. Tahta tabelasını havaya kaldırmış, bu kez tabelada SON yazıyor. Tabelayı tutan elinin parmağı yine aynı ağacı gösteriyor, Twillan ise ağzı kulaklarında gülüyor. Solda nehir güneşte pırıl pırıl, kıyı rengarenk çakıllarla dolu.

Twillan tabelasını ters çevirdi. Arkasında BİTİŞ yazıyordu. Aynı ağaç.

"Twillan!" dedi Ori. "Biliyor musun? Sonuncu oldum. Üç yarışta da."

Twillan duymadı bile. Gözü ıslak yeşil yosuna takılmıştı.

"Nehir yosunu!" dedi. "Bu yosunu ancak suya GİREN bulur."

Ori yosunu ona verdi. Twillan hemen şapkasına taktı.

Güneş batıyor, nehir baştan başa altın rengine boyanmış. Ori kayanın üstünde taşını yeni atmış, kolu hâlâ ileriye uzanıyor. Yassı taş suyun üstünde seke seke gidiyor, arkasında halkalar ve minik sıçramalar bırakıyor. Yanındaki kayada, mavi fularlı ve kuyruğunun ucu krem beyaz olan Hazel elinde bir taşla sırasını bekliyor. İki yanda iki sincap daha onları izliyor.

Güneş alçaldı, su altın rengine döndü. Taş atmaya devam ettiler.

Hazel attı. Sincaplar attı. Ori attı. Ori bir daha attı.

Cup. Tıp, tıp. Cup. Cup, tıp.

Artık kimse saymıyordu. En güzeli birlikte oynamaktı.

Ori'nin ilk taşı bugün de suyun dibinde. Hızlı hızlı duruyor.

Senin yakınında da yassı bir taş vardır. Yarın gidip onu bul.

Sonra onu suya at ve çıkan sesi dinle.

Ori yosunu verdi, taşları cebinde tuttu. Sen olsan hangisini cebinde tutardın?

Büyükler için

Beş yaşında kaybetmek küçük bir şey değildir, koca bir öğleden sonrayı bitirebilir. Ori bu hikayede üç yarışın üçünü de kaybediyor ve bir sayfa boyunca artık oynamak istemiyor. Hikayenin en dürüst yeri orası, o yüzden üstünden hızlı geçmedik. Bir de kimsenin yapmadığı şeylere dikkat edin. Kimse ona "önemli değil" demiyor, kimse "asıl kazanan sensin" demiyor, çabaladığı için ödül veren de yok. Olan biteni baştan beri kayasının üstünden izleyen bir sincap suya giriyor, kendi atışı için sakladığı taşı Ori'nin boş avucuna koyuyor, sonra atış çizgisine dönüp onu bekliyor. Yardımın tamamı bu ve teklif ettiği tek şey oyunun devamı. Ori'nin canını yakan şey sayılar; kimse saymayı bırakınca o duygu da gidiyor. Bir oyunun bitmesini bir türlü kabullenemeyen bir çocuğunuz varsa bunu bilmek işe yarar. Ori gerçekten kaybetti ve kitap bunu görmezden gelmiyor, sadece yanına ikinci bir doğruyu koyuyor: akşam olduğunda Ori'nin cebi kimsenin saymadığı şeylerle dolu. İki de pratik not. Bu kitap krizin tam ortası için değil; öfkesi henüz geçmemiş bir çocuğun hikayeden önce kucağa ve sessizliğe ihtiyacı olur, kitabı bir sonraki oyundan önceye ya da ortalık durulduktan sonraya saklayın. Bir de sonu yumuşak olmakla birlikte sona doğru bir kahkaha var; küçüğünüz uykuya düz bir inişle gidiyorsa bunu gecenin son kitabı değil, sondan bir önceki kitabı yapın.